MURAT ÖLMEZ | GOOGLE UZMANI - ADWORDS UZMANI - SEO UZMANI, Google SEO Uzmanı, SEO Uzmanı, Google Reklam Vermek, Seo Uzman, Adwords, Adwords Reklam, Google Adwords Reklam, Adwords Reklam Uzmanı, Google Adwords Reklam Uzmanı

Hangi 'sanal alem' gerçek? Kaybeden kim?

murat olmez google konya adwords seo sosyal medya reklam instagram facebook youtube google uzmani seo uzmani adwords uzmani 

 

1960’lar “yarı iletken” dönemi, 1970’ler “PC” dönemi, 1980’ler “internet” dönemi, 2000’lerse “sosyal ağ” dönemiydi.

 

Önümüzdeki yirmi yılı düşünün!

 

Google 1998 yılında kuruldu. Piyasa değeri (market cap) 334 milyar dolar.

 

Amazon 1994 yılında kuruldu. Piyasa değeri 135 milyar dolar.

 

1984 yılında kurulan Cisco; 1970’lerde kurulan ve halen dünyanın en pahalı şirketi olan Apple (1976), Oracle (1977), Microsoft (1975); 1968 yılında kurulan Intel...

 

Bunlar eski Süper Unicorn’lar.

 

Unicorn sanal ortamda hizmet üreten ve piyasa değeri 1 milyar dolardan fazla olan yazılım şirketlerine deniliyor.

 

Unicorn, mitolojide saflığı ve masumiyeti temsil eden tek boynuzlu at demek.

 

Unicorn Club, ABD’de 2004 yılından sonra kurulmuş ve 1 milyar doların üzerinde piyasa değeri olan 39 yazılım şirketinin ortak ismi. Yazılım şirketlerini destekleyen bir girişim sermayesi şirket olan Cowboy Ventures’un kurucusu Aileen Lee, 2013 yılında yazdığı bir makaleyle bu tür şirketlere Unicorn ismini vermiş (1). Aileen Lee için Unicorn’ların “isim annesi” de diyebilirsiniz.

 

Facebook, 213 milyar doların üzerinde cari yıl piyasa değeriyle bu kulübün Super Unicorn’u ve dünyanın en büyük Unicorn şirketi.

 

ABD’de 2013 yılına kadar yılda ortalama dört Unicorn kurulmuş. Kurucular genelde iyi eğitimli, daha önce birbirlerini tanıyan ve otuzlu yaşlarda insanlar. Çoğu San Francisco (Slikon Vadisi değil) orijinliler. 39 şirketin kurucularının ortalama yaşı 34. Teccrübesiz ve yirmili yaşlarda insanlar da başarılı Unicorn’lar kurmuş, ama sayıları az.

 

Büyük çoğunluğu Stanford, Harvard, Berkeley ve MIT gibi ABD’nin en iyi üniversitelerinden mezun. Facebook, Twitter ve ServiceNow kurucuları üniversite terk.

 

Unicorn’lar genelde yedi yıl geçmeden halka açılmıyor ya da hisse satmıyorlar.

 

Aşağıdaki grafik 2013 yılının Kasım ayı itibariyle Unicorn Club’ı oluşturan şirketleri, piyasa değerleri itibariyle sıralıyor:

 

Bu 39 şirketi 95 insan kurmuş. Facebook hariç şirketlerin ortalama piyasa değeri 3.6 milyar dolar.

 

Kaba hesapla 95 insan 10 yıl içinde 2003 yılı hisse fiyatlarıyla 260 milyar dolarlık bir değer yaratmışlar.

 

ABD’de durum böyle. Peki Avrupa’da ve yakın çevremizde Unicorn diyebileceğimiz şirketler hangileri, neleri başarmışlar? Uzak geçmişten değil, 1999 – 2014 arası son 15 yıldan bahsediyoruz.

 

İşte ülkeler ve Unicorn’ları (2):

 

Fransa – Criteo
Criteo (CRTO) 2005 yılında kuruldu. Piyasa değeri 1.6 milyar dolar. CRTO bilgisayar, cep telefonu ve sosyal site kullanıcılarının nelere baktıklarını ve nelerle ilgilendiklerini takip edip reklam verenlere, potansiyel müşterilerine daha çabuk ulaşmalarını sağlayan bir site. Şirket, reklam verenin sitesini birşey almadan terk eden müşterilerinin nelerle ilgilendiklerini, aramasını yaptıkları ya da göz attıkları ürünleri kaydedip kişiye özel reklam mesaj gönderiyor.

 

Fransa – Vente Privee
2001 yılında kuruldu. Piyasa değeri 3 milyar dolar. 1500 uluslararası markaya ellerindeki stoklarını itibarlarına zarar vermeksizin büyük indirimlerle elden çıkarma imkanı veren ilk online perakende indirim mağazası. Üyelik sistemiyle çalışıyor ve 10 milyon üyesi var.

 

Danimarka – Just Eat
2001 yılında kuruldu. Piyasa değeri 2.43 milyar dolar. Online yiyecek ve içecek siparişi verilen sitede müşteriler istedikleri paket servisi veren restoranları seçebiliyor.

 

Estonya / Luksemurg – Skype
2003 yılında kurulan Skype’yi bilmeyen yoktur. Piyasa değeri 8.5 milyar dolar. 600 milyon uluslararası, 4.9 milyon günlük aktif kullanıcısı olan şirketin son sahibi Microsoft.

 

Finlandiya – Rovia Entertainment
2003 yılında kuruldu. Piyasa değeri 4 milyar dolar. Oyun ve eğlence sektöründe faaliyet gösteriyor. En bilinen ürünü Angry Birds 2009 yılında piyasaya sürüldü. Halen App Store’da para ödenerek en fazla indirilen ürün.

 

Finlandiya – Supercell
2010 yılında kuruldu. Piyasa değeri 3 milyar dolar. Oyun sektöründe faaliyet gösteriyor. “Clash and Clans” ve “Hay Day” en bilinen sanal oyunları.

 

İsrail – Mobileye
1999 yılında kuruldu. Piyasa değeri 10.88 milyar dolar. Sürücülerin tarfik kazalarından korunmalarına yardımcı olan görsel tabanlı bir sürüş yardımcılığı hizmeti sunuyor. Aracınıza aparatı takıyorsunuz ve sizi olası kazalardan koruyucu bilgi veriyor.

 

İsrail – Waze
2007 yılında kuruldu. Piyasa değeri 1.15 milyar dolar. Mobil navigasyon aplikasyonuyla yolcuların gerçek zamanlı trafik bilgisi paylaşmasına imkan veriyor. Waze kullanıcıları trafik sırasında birbirleriyle iletişim kurabiliyor, trafik ve yol bilgisi alabiliyor. Alet gerçek zamanlı olarak şirket merkezine sürücünün hızı, lokasyonu, vs bilgileri göndererek trafikle ilgili veri tabanını güncelliyor. Şirketin son sahibi Google.

 

İsveç – Klarna
2005 yılında kuruldu. Piyasa değeri 1.4 milyar dolar. Online satın alma sürecini kolaylaştıran bir hizmet sunuyor. Alıcı malını satın alıyor, bedelini sonra ödüyor. Kredi kartı ve diğer tür hile risklerini Klarna üstleniyor.

 

İsveç – Spotify
2006 yılında kuruldu. Piyasa değeri 4 milyar dolar. Online müzik aktarım hizmeti veriyor. 40 milyondan fazla kullanıcısı var. Kullanıcılar kendi çalma listelerini oluşturabiliyor, başkalarıyla paylaşabiliyor ve başkalarının listelerinde değişiklik yapabiliyor.

 

Almanya – Zalando
2008 yılında kuruldu. Piyasa değeri 6.8 milyar dolar. Kıyafet, ayakkabı, her türlü moda ve yaşam tarzı ürünlerini sanal ortamda satılmasına aracılık ediyor. 15 ülkeden 13.5 milyon müşterisi var 1.500 farklı markanın ürünlerini satıyor. ABD’de Zappos neyse Avrupa’da da Zalando odur.

 

Almanya – Delivery Hero
2011 yılında kuruldu. Piyasa değeri 1 milyar dolar. Dünyanın en geniş online yiyecek sipariş servisi. Sisteme 75 bin restorant kayıtlı. Müşteriler restoranları mutfak türlerine, ulaşım mesafesine, ulaşım zamanına, ödeme seçeneklerine ve müşteri değerlendirmelerine göre filitreleyebiliyor.

 

Birleşik Krallık – Zoopla
2007 yılında kuruldu. Piyasa değeri 1.56 milyar dolar. Birleşik Krallık’ın en fazla ziyaret edilen online gayrimenkul danışmanlık sitesi. Dünyanın birçok ülkesinden emlakçılara üyelik aidatı ödeyerek ellerindeki gayrimenkulleri pazarlama imkanı sunuyor. Sitenin 19 milyon üyesi var.

 

Birleşik Krallık – Ocadao
2000 yılında kuruldu. Piyasa değeri 4.8 milyar dolar. Ocado için Birleşik Krallık nüfusunun yüzde 70’ine ulaşabilen online dev bir bakkal diyebiliriz.

 

Birleşik Krallık – Powa
2007 yılında kuruldu. Piyasa değeri 2.7 milyar dolar. Bir gazete, katalog, pano veya herhangi tür bir reklamda beğendiğiniz bir ürünün PowaTag’ını “scan” edip ya da fotoğrafını çekip sisteme aktardığınızda, sistem sizi doğrudan o ürünün satınalma sayfasına yönlendiriyor. Powa, müşterilerinin alış – veriş alışkanlıklarını ve kişsel tercihlerini kaydederek sistem üzerinden ürünlerini pazarlayanlara sunabiliyor.

 

Birleşik Krallık – King
2003 yılında kuruldu. Piyasa değeri 7.08 milyar dolar. Oyun sekötürnde faaliyet gösteriyor. Candy Crush en bilinen oyunu. Candy Crush’ı günde 90 milyon kişinin oynadığını hatırlatalım.

 

Evet Avrupa ve yakın çevremizde de durum böyle.

 

Anlayacağınız 51 insan, 16 şirketle, 64 milyar dolarlık bir değer yaratmış.

 

Konsolide edelim: 2013 Kasım ayı itibariyle ABD’de on yılda 95 insan, 39 şirketle 260 milyar dolarlık bir değer yaratmış. Avrupa ve yakın çevremizde onbeş yılda 51 insan, 16 şirketle 64 milyar dolarlık bir değer yaratmış.

 

2014 yılı sonuna gelelim ve ABD’deki Unicorn sayısını ve piyasa değerlerini güncelleyelim. Şirket sayısı 63 olmuş. Bu şirketlerin toplam değeri 430 milyar dolara ulaşmış.

 

Kaba bir hesapla Batı 1999 yılından bu yana 200 insanla 494 milyar dolarlık bir değer yaratmış!

 

Listeye Google’u da dahil etmek için başlangıç yılını 1998 alırsak 494 milyar dolara 334 milyar dolar daha eklememiz gerekiyor. Google’u iki kişi kurdu.

 

Bu durumda kaba bir hesapla Batı 1998 yılından bu yana 202 insanla 828 milyar dolarlık bir değer yarattı.

Ağaç kesme yok, beton yok, baca yok, karbon emisyonu yok...

 

Silahla ya da nasırlı ellerle de değil!

 

Hatırlatalım: 2013 yılı GSYH’mız 820 milyar dolardı.

 

Rakamlar kafanızda daha iyi canlansın diye bir örnek daha verelim. Türkiye’nin açık ara en büyük sanayi kuruluşu olan Tüpraş’ın piyasa değeri 13.5 milyar dolar. Yani 1 Facebook 15 Tüpraş, bir Linkedln 2 Tüpraş ediyor.

 

Hangi sularda yüzdüğümüzü anlamak için dilerseniz 828 milyar doları ISO 500’ün piyasa değeriyle kıyaslayın!

 

Soru şu: Bizi ne tür teknolojik değişiklikler bekliyor? Yeni teknoloji dalgası neyi amaçlıyor? Yeni Süper Unicorn’lar şu anda kimlerin akıllarında?

 

Hani ağır sanayi, ihracata dayalı sanayileşme modeli, cari açık, 2023 hedefleri, siyaset gen işidir, üç çocuk, Cihanşumul Türkiye, yeni protokol merasimleri, dindar nesil, o bizden, şu değil, filan diyoruz ya...

 

Meraklısı içindi.

 

Not: Aileen Lee 2013 yılının Kasım ayında bu makaleyi yazdığında ABD’de 39 Unicorn vardı. Daha sonra bu liste güncellendi Unicorn sayısı 63 oldu. Her iki çalışmada da rakamlar tahmin. Biz bu yazıda Ailleen Lee’nin verilerini dikkate aldık. Daha sonra yapılan güncellemeleri yazı sonunda toplam rakamlara ekledik. Bizim değil, ama dünyada “sanal evren”de işlerin ne kadar hızlı büyüdüğünü daha açık ifade edebilmek bakımından Uber’in son bir yılda değerini yüzde 520 artırdığını ve piyasa değerini 18.2 milyar dolara çıkardığını; Airbnb’in son bir yılda değerini yüzde 400 artırdığını ve piyasa değerini 7.5 milyar dolara çıkardığını belirtelim.

(1) http://techcrunch.com/2013/11/02/welcome-to-the-unicorn-club/
(2) http://www.talkmarkets.com/content/global-markets/16-european-unicorns-you-should-know-about?post=56141
(3) http://www.breakoutlist.com/unicorn-club/

Kaynak: Vedat Özdan
Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.
http://t24.com.tr/yazarlar/vedat-ozdan/hangi-sanal-alem-gercek-kaybeden-kim,11054

Deep Learning tabanlı SEO ile geleceğe bağlanmak

murat olmez google konya adwords seo sosyal medya reklam instagram facebook youtube google uzmani seo uzmani adwords uzmani 

Konuk yazarımız R. Deniz Yörük, dijital pazarlama ajansı Netvent‘te SEO Danışmanı olarak görev yapıyor.

 

Deep-learning-seo

 

Sadece hayal edin: Google bir web sitesinin bundan sonraki atacağı adımı kestirebilseydi?

 

2015 yılının sonlarına doğru geldiğimiz günlerde, 2016 yılı ve sonrası için SEO dünyasını çok heyecanlı bir sürecin beklediğini belirtmek isterim. Bir çok şirket ve profesyonel henüz ‘Büyük Veri‘ terimine yeni alışıyorken, Deep Learning yani ‘Derin Öğrenme‘yi ilk kez duymaları garip karşılanmamalı.

 

Deep Learning, büyük miktarlarda etiketlenmemiş eğitim verilerinden özellik saptama yapabilen sistemler oluşturmak için, çok seviyeli “derin” sinir ağlarının kullanılmasıdır. Derin öğrenme, özellikle son 15 sene içerisinde dünyanın önde gelen arama motorlarının gündemi olmuştur ve popüleritesini korumaya devam etmektedir. Google ve Baidu’nun öncü olduğu Facebook ve Microsoft’un ise arkalarından nispeten takip ettikleri derin öğrenme yatırımları, 2015 yılı içerisinde de artış göstererek devam etmiştir.

 

Derin öğrenmenin yapay zeka ile birebir ilişkili olduğunu ve yapay zekayı nerelere getireceğini biliyoruz. Rand Fishkin’in kendi yazısında da bahsettiği gibi yapay zeka, bilişim firmaları tarafından daha çok müşteriye ulaşmak için kullanılmalı ve kullanılıyor. IBM’in geliştirdiği sistem olan Watson Analytics üzerinden ücretsiz olarak deneme hesabı açıp IBM’in bu konuda neler sunduğunu incelemek de mümkün.

 

Google ve ‘Deep Learning’

 

Google ise görüntülerin, videoların, seslerin ve dil yapısının daha anlaşılabilir, tanımlanabilir olması için 2000 yılından itibaren oldukça yoğun çalışmalar yürütüyor. Bu yaptıkları çalışmaları satın alımlar ile destekleyip (DeepMind, ImageNet vs yapay zeka şirketleri) derin öğrenmeyi yapay zekaya entegre fırsatı bulmuştur. Google Images, Google Translate, Youtube otomatik altyazı, insansız araçlar vb…

 

Google’ın yanısıra geçtiğimiz dönemde Facebook da bir videonun içeriğinin ne ile ilgili olduğunu yüksek bir oranda tanımlayabildiğini duyurdu. Buna göre video eğer şiddet içeriyorsa +18, videoda eğer bir kedi var ise kedinin ne yaptığı ile alakalı tanım koyabiliyordu.

 

Peki bütün bu gelişmelerin SEO dünyası ile alakası nedir? diye bir soru aklınıza gelebilir. Yazımın başında sorduğum soruyu hatırlıyorsunuz değil mi; Sadece hayal edin: Google bir web sitesinin bundan sonraki atacağı adımı kestirebilseydi? Hatta ve hatta bir adım daha atalım, kullanıcıların ne yapacağını öngörebilseydi?

 

Çok değil 3 hafta önce Google yetkilileri SearchEngineLand’e Penguen algoritmasının bundan sonra ‘anlık’ olacağını belirttiler.

 

Sevgili okurlar, anlık olarak algoritma güncellemesinin manası, Google yapay zekasının neyin doğru veyahut neyin yanlış olacağına kendisinin karar vereceği anlamına gelmektedir. Google yetkililerinin algoritmayı oluşturduktan sonra ‘’Start’’ tuşuna basması ve bütün Google veritabanının güncellenmesi bundan önceki süreçlerde 3-4 ayı bulmaktaydı. Bu denli büyük bir verinin anlık olarak güncellenmesi Google mühendislerinin yapay zekayı ne derece ileri götürdüğünün bir kanıtıdır.

 

Patent SEO Google

 

Yukarıda görselini eklediğim Google patentinin adı ‘Detection and Analysis of Backlink Activity‘. Bu patent güncel halinden ziyade bu sistemin temelini oluşturmaktadır. Bu sistemden anlayacağımız durum ise, bir web sitesinin herhangi bir içeriğinin Google’daki ilk indekslenme sıralaması ile bundan sonraki sıralamalarının değişkenlik göstermesinin nedenleridir. Buna göre Google makineleri ilk aşamada belli kriterlere göre analiz edip değer verirken, bundan sonraki süreçlerde ise derinlemesine analiz edip buna göre değerini güncellemektedir.

 

Deep Learning tabanlı SEO ile geleceğe bağlanmak

 

Deep Learning Derin ogrenmeSağda gördüğünüz görsel de aynı şekilde ‘backlink’ algoritmasının patentinden alınmıştır. Herhangi bir web sitesine gelen backlink ilk önce Google ağına gider. Buradaki havuz içerisinde kategorilendirilir. Algoritma yazılımları ile değer verildikten sonra da web sitesine değer aktarılır.

 

Bütün bunların ışığında sadece ‘backlink’ algoritmasının (Penguen) anlık olarak güncellenmesinin ne kadar ileri düzey bir yapay zeka ürünü olduğunu anlayabiliriz. Penguen algoritmasının anlık olarak işlemesi demek ön tanım aşaması ve analiz aşamasının pasifleştirilip, makinelerin değerleri kendisinin ilk aşamada vermesi demektir. Tanımlamayı herhangi bir kategorizasyon sürecine ihtiyaç olmadan direkt olarak yapabilmek!

 

Penguen algoritmasının anlık olarak güncellenmesinden çok daha önemli olan aslında içeriklerin de anlık olarak analizi ve sonuçlara yansıtılmasıdır (Panda). Penguen algoritması ile elde edilecek tecrübe tahmin ediyorum ki çok daha fazla efor ile Panda için geliştirilecek ve duyurulacaktır. Anlık olarak indekslenen içerikleri hayal edebiliyor musunuz? Evet, webin anlık olarak Google’da var olmasından bahsediyorum.

 

Herhangi bir SEO profesyonelinin bu gelişmeler karşısında heyecan duymaması yanlış alanda olduğunu göstermektedir. Yol yakınken yeni bir meslek tavsiye ederim ☺

 

Anlık Penguen ve Panda güncellemelerinin neticesinde elde edilen en büyük başarı istenmeyen içerikleri (spam) öldürmek olacaktır muhakkak. Bir web sitesinin istenmeyen bir içerik girip girmediği, istenmeyen bir backlink elde edip etmediği anlık olarak tespit edilip, anlık olarak tanımlandırılıp cezai işleme tabii tutulacaktır.

 

Dilerseniz biraz da Nathan Sikes’ın yazısından alıntılar yapalım.

 

Daha İyi Cihaz Entegrasyonu: Google’ın 21 Nisan’da yayınladığı mobil uyumluluk güncellemesi mobil cihazlarla ilgili daha iyi sonuç sunabilmek için ilk adımdı. Facebook Oculus, Microsoft Hololens gibi sanal gerçeklik sunan cihazlarla ilgili daha akıllı bir arama motoruna ihtiyaç duyacağımız gibi bir gerçek var. Kullanıcının ihtiyaç duyduğu bilgiye ilişkin arama sonuçlarını tasnifleyebilen ve hangi websitelerinin hangi cihazlara sunulması gerektiğini bilebilen bir arama motoru.

 

Saklanacak Yerimiz Olmayacak: Yapay zeka ile birlikte arama motorlarının daha zeki olacağı su götürmez bir gerçek. Bu yeni dönem ile birlikte yeni jenerasyon “Super Cookie”lerle de daha içli dışlı olacağız (Kullanıcı hakkında çok daha fazla bilgi aktaran bu süper çerezler AT&T, Verizon ve Facebook tarafından kullanılıyor. Bu çerezler kimlik doğrulaması, reklamlara karşı gösterilen reaksiyonlar ve sonrasını da içeriyor).

 

Bu nedenle çevrimiçi olarak saklı kalmak da daha zor bir hale gelecek. Yani arama motorları bizim kim olduğumuzu neler yaptığımızı ve neler yapacağımızı da anlayabilecek bir kapasiteye ulaşabilecek. Düşünün ki monoton hayatınızı baz alarak yarın sizin Starbucks’a gidip kahve içeceğinizi önerip, sizlere yol tarifi ve hava durumunu ilettiğini. ☺

 

Görsel içerikler çok daha fazla önem kazanacak: Günümüz jenerasyonu, bir önceki jenerasyona göre reklamlar konusunda keskin bir şekilde günümüz reklamlarını görmezden geliyorlar. Simply Measured’ın araştırmasına göre marka gönderilerinin %62’si ile Facebook fotoğraflarının almış olduğu etkileşim oranlarının %77’sinin sadece yazılı paylaşımlara göre daha fazla etkileşim aldığını gösteriyor. Daha da derine gitmek gerekirse Hubspot’un araştırmasına göre görsel içeriklerin kullanıldığı gönderilerin %94 daha fazla görüntülendiği ve %37 daha fazla etkileşim aldığını gösteriyor.

 

Bundan 15 sene önce Altavista ve Yahoo dışında bir arama motoru hayal edebiliyor muyduk? Veyahut 10 sene önce bir Facebook? Facebook çıktından sonra bir Twitter? Tesla’nın araç güvenliği testlerinde 5 üzerinden 5.4 almasını hayal edemezdik muhtemelen. Veya Google, Tesla, Apple gibi firmaların insansız araçlarının yüzbinlerce kilometrede sadece 2-3 ufak kaza yapmalarını…

 

İşte bunlar hep Amerika’nın oyunu demek isterdim bütün samimiyetimle. Lakin bunlar ne yazık ki bir oyun değil. Bunlar bilginin ulaştırdığı anın gerçekleri.

 

Kemerlerinizi sıkı bağlayın, geleceğe bağlanıyoruz.

 

Kaynak: Webrazzi.com

Edward Snowden özel hayatınızın gizliliği

murat olmez google konya adwords seo sosyal medya reklam instagram facebook youtube google uzmani seo uzmani adwords uzmani 

[eBay kurucusu Pierre Omidyar tarafından, araştırmacı gazeteciler için bağımsız bir digital platform olması için kurulan The Intercept, Edward Snow’den ile yapılan sıradışı bir röportaj yayınladı. ABD’li gazeteci Micah Lee’nin gerçekleştirdği röportajın orijinalini bu linkten okuyabilirsiniz. Söyleşinin çevirisini Deniz Baran yaptı.]

 

Edward Snowden özel hayatınızın gizliliğini nasıl koruyabileceğinizi anlatıyor

 

Geçen ay Edward Snowden ile Moskova’nın merkezinde; Kızıl Meydan’ın sadece birkaç blok ötesinde bir otelde bir araya geldim. Yüz yüze ilk görüşmemizdi, ilk olarak kendisi 2 yıl önce bana bir e-mail atmıştı ve Snowden’in Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) ve onun İngiliz muadili GCHQ’nin geniş kitleleri gözetlediği ifşasını yaptığı gazeticiler Laura Poitras ve Glenn Greenwald ile nihayet şifreli bir kanal kurabildik.

 

Bu sefer Snowden’ın anonimliği sona ermişti, dünya, ifşa ettikleri hasebiyle onun kim olduğunu biliyordu ve Latin Amerika’ya seyir halindeyken Dışişleri Bakanlığı tarafından pasaportu iptal edildiğinden beri sürgünde yaşadığı Moskova’daydı. Durumu daha stabildi, kendisine yönelik tehditler daha kolay tahmin edilebilir vaziyetteydi. Bu yüzden 2015’teki buluşmamıza 2013’tekinden daha az paranoya ve can güvenliğimize dair daha az ihtimamla gittim, çünkü iletişimimiz internetle sınırlanmayacaktı.

 

İlk görüşmemiz otel lobisinde olacaktı ve yanımda tüm önemli elektronik aygıtlarımla otele vardım. Akıllı telefonumu tamamen kapattım ve onu tüm radyo dalgalarını kesmek üzerine tasarlanmış “Faraday çantası”na koydum. Bu çanta, sırt çantamın içinde yine kapalı durumda olan dizüstü bilgisayarımın (Rusya seyahatime özel ayarlarını yaptığım ve zeminini sertleştirdiğim) yanına tıkılmış durumdaydı. İki elektronik alet de verileri şifreli şekilde depoluyordu fakat disk şifrelemesi mükemmel değildi ve bu aletleri otel odasında bırakmak demek kurcalanmalarına davetiye çıkarmak anlamına gelecekti.

 

Lobideki koltukların çoğu kokteyllerini yudumlayan, şık görünüşlü Ruslar tarafından kapılmıştı. Kendime, aksiyondan uzak bir köşede saklı durumda olan ve belirleyebildiğim tek güvenlik kamerasından uzakta yer alan kuytu bir köşe seçtim. Snowden bana, kendisiyle görüşmeden evvel biraz bekleyeceğimi söylemişti, ben de bir an izleniyor olup olmadığı konusunda şüpheye düştüm: Yağmur geçirmez bir mont giyen, bıyıklı ve gözlüklü biri birkaç adım ötemde duruyordu ve apaçık bir şekilde mozaik cama derince bakmaktan başka bir şey yapmıyordu. Benimle göz kontağı kurduktan hemen sonra koltuğumun olduğu taraftan öbür yöne doğru yürüyerek uzaklaşmaya başladı.

 

Nihayetinde Snowden ortaya çıktı. Gülümsedik ve seni görmek güzeldi, dedik. Sonrasında “gerçekten” konuşmaya başlamadan evvel asansörün yanındaki spiral merdivenlere doğru, röportajı yapacağımız odaya gitmek üzere yürümeye başladık.

 

Çok sessiz ve tedbirli olmama gerek de kalmamıştı. Snowden da telefonumu dışarı çıkarma konusunda rahat olmamı söyledi, böylece orada bulunan bazı ortak arkadaşlarla bir buluşma koordine edebildim. Hareket güvenliği (kısaca opsec) Moskova’da gerçekleştirdiğimiz birkaç sohbetin yinelenen konusuydu.

 

Snowden kendisiyle yapılan röportajların çoğunda özel hayatın gizliliğinin öneminden, iletişim denetlemelerinde bir reformun ve şifrelemenin gerekliliğinden bahsediyordu. Fakat derinlemesine araştırma yapıp insanlara hareket güvenliğini izah eden tüm teknik arka planı verme ve kendi güvenlik ve gizliliklerini kuvvetlendirme hususunda yardım etme şansı çok az olmuştu. O ve ben sohbetimizde modası geçmiş olan bilgisayar konusuna daha fazla odaklanıp politikadan daha az bahsetmek üzerine anlaştık, çünkü ikimiz de bilgisayar manyağı idik ve onunla yapılan çok az röportaj bu alana odaklanmış durumdaydı. İnanıyorum ki o da bizim sohbetlerimiz aracılığıyla güzel projeleri desteklemek ve insanları eğitmek için istiyordu. Örneğin, Snowden daha önce kişisel bir görüşmemizde Tor anonimlik sistemi hakkında tweet attığında ne kadar fazla insanın bunun devlet tarafından kurulan bir tuzak olduğunu öğrendiklerinde hayret ettiğini söylemişti. O, bu tip bazı yanlış kanıları düzeltmek istiyordu.

 

Röportajımız oda servisiyle gelen hamburgerlerin sevk ve idaresinde, temel mevzulara değinerek başladı.

 

Micah Lee: Hangi hareket güvenliği uygulamalarının herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz? Sadece ortalama bilgiye sahip insanlar için işe yarar metodları kastediyorum.

 

Edward Snowden: Hareket güvenliği NSA hakkında kaygı duymasanız dahi önemli bir mesele. Çünkü bu gözetlemenin günlük bazda kurbanları kim olabilir diye düşündüğünüzde aklınıza aile içi şiddetin mevcut olduğu evlilikleri yürütenler, siber sapıklar hakkında endişe taşıyanlar, ebeveynlerinin kendisini gizlice dinlemesinden kaygı duyan çocuklar gelebilir. Buna göre özel hayatın gizlilik seviyesi değerlendirilir.

 

Herkesin atabileceği ilk adım telefon görüşmelerini ve mesajlarını şifrelemektir. Bunu bir akıllı telefon uygulaması olan ve Open Whisper Systems tarafından üretilen Signal ile yapabilirsiniz. Bu program ücretsiz ve hemen indirin. Ayrıca şu an konuştuğun herkes, onların iletişimleri, eğer engel olunursa, karşı tarafça okunamaz. (Signal iOS ve Android için uygun, diğer birçok güvenlik aracının aksine kullanması çok kolay)

 

Hard diskinizi şifrelemelisiniz, böylece eğer bilgisayarınız çalınırsa fotoğraflarınız, nerede yaşadığınız, nerede çalıştığınız, çocuklarınız nerede, hangi okula gidiyorsunuz gibi bilgiler karşı tarafça ele geçirilemez. (Windows, Mac ve Linux için hard diskinizi nasıl şifreleyebileceğiniz hakkında bir rehber yazdım.)

 

Şifre yönetici kullanın. İnsanların özel bilgilerini açığa çıkaran en temel şeylerden biri, karşı taraf çok yetkinse buna ihtiyacı yok ama en yaygın durum olarak, veritabanlarının açığa çıkması. Hayatına dair şeyler 2007’de kullanmayı bıraktığın bir hizmetin hacklenmesi sonucu ortaya saçılabilir ve orada kullandığın şifre senin Gmail hesabının da şifresi olabilir. Şifre yöneticisi her site için kırılması imkanız, sana özgü şifreler üretmeni sağlar ve onları hatırlamak gibi bir yükün altında olmazsın. (Şifre yöneticisi bir program olan KeePassX ücretsiz, kaynağı açık, platformlar arası kullanılabiliyor ve Cloud’da hiçbir şey depolamıyor)

 

Bir diğer işe yarar şey, iki aşamalı kimlik tanıma sistemleri. Bunun değeri eğer biri şifrenizi çalarsa veya şifreniz ortalığa saçılırsa anlaşılıyor. Bu sistem, servis sağlayıcısının size yazılı mesaj veya benzer yollarla ikinci bir kimlik tanıma aşaması sunmasına yarıyor. [Eğer bu sisteme sahipseniz saldırgan, hesaplarınıza girmek için sizin hem şifrenize hem de fiziksel olarak kullandığınız alete ihtiyaç duyacak. Gmail, Facebook, Twitter, Dropbox, GitHub, Battlenet ve tonlarca daha servis iki aşamalı tanıma sistemini destekliyor.]

 

Hayatımızı “elektronik ortamda çıplakmışız” gibi yaşamamalıyız.

 

Her gün bağımlı olduğumuz sistemlere dair zırhlanmalıyız. Bu çaba, çok olağanüstü bir hayat tarzı değişikliğine gitmeyi gerektirmiyor. Bizi rahatsız edici bir şey de olmak zorunda değil. Bu görünmez olmalı, ortama uygun olmalı, acısız ve efor sarfetmeksizin yapılabilen bir şey olmalı. Signal gibi uygulamaları sevmemin sebebi de bu, çünkü çok zorlayıcı değiller. Hayatını baştan düzenlemenizi gerektirmiyorlar. İletişim şekillerinizi değiştirmenizi de gerektirmiyor. Şu an bile arkadaşlarınla konuşmak için bunu kullanabilirsiniz.

 

Lee: Tor hakkında ne düşünüyorsun? Herkes buna aşina olmalı mı bunun sadece ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilecek şeylerden olduğunu mu düşünüyorsun?

 

Snowden: Bence Tor şu ana kadar tasarlanmış projeler arasında özel hayatın gizliliğini en çok kucaklayanı. Şahsen Tor’u hep kullanıyorum. Bunun işe yaradığını bu noktadaki çoğu insanın aşina olduğu en az bir anekdottan biliyoruz. Tabii Tor’un kurşun geçirmez olduğunu söylemiyorum. Tor’un yaptığı, belli bir ölçüde güvenlik sağlayıp fiziksel ortam ile bağlarınızı koparabilmesidir.

 

Tor’un arkasındaki temel fikirse bunun gönüllüler tarafından yürütülmesi ki bu Tor’u değerli kılıyor. Herhangi biri yeni bir ağ yaratabilir, orta yönlendirici, veya biraz riski kabul etmesi durumunda bir çıkış noktası yaratabilir. Bu ağın doğasında olan gönüllülük esası Tor’u hayatta kalabilir, dirençli ve esnek kılıyor.

 

Lee: O halde herkes tarafından yapılması gereken tüm şeyler bunlar. Peki normal insanların dışında tehditlere maruz kalanlar ne yapmalı? İstihbarat muhbirleri veya devletten düşman edinmiş olanlar? Belki gazeteciler ve bazı durumlarda aktivistler? Yani bu tip insanlar.

 

Snowden: Bu hususta bir makaleden öğrenemeyeceğiniz ilk cevap, yüksek riskli bir çevrede olan her birey için farklı ihtiyaçların olduğudur. Ve hasımların yapabildikleri istikrarlı bir şekilde gelişmekte. Kullanılan araçlar da değişiyor.

 

Önemi olan asıl şey anlaşmanın ilkeleri konusunda bilinçli olmak. Genel olarak bir hasım nasıl senin için hassas olan bilgilere erişim imkanı bulur? Korunmak için ne tip şeylere ihtiyacın var? Çünkü pekala her şeyi saldırganlardan saklayamazsın. İzini kaybettirip Montana’nın ormanlıklarında saklanmanı gerektirecek paranoyak bir hayata ihtiyacın yok.

 

Bizim yapmamız gereken şey, menfaatlerimizin hilafında kullanılabilecek olan etkinliklerimiz, inancımız, yaşamımız gibi olguları korumak. Bu yüzden muhbirler hakkında düşündüğümüzde, örneğin yanlış yapılan bir şeye şahit olup bu bilgiyi yaymak istersek ve insanların buna müdahil olması gerektiğine inanırsak, bunu nasıl kısımlara ayıracağımız hakkında da düşünmeliyiz.

 

Bilmesi gerekmeyen kimseye hiçbir şey söylemeyin. (Linsday Mills, birkaç yıldır Snowden’ın kız arkadaşı olmasına rağmen onun gazetecilere sızdırmak üzere belge biriktirdiğinden habersizdi ve bunu herkes gibi haberlerden öğrendi.)

 

Bu arada muhbirler ve onlara dair ne yapılması gerektiği hakkında konuştuğumuzda, kimliğini koruyacak araçlar hakkında düşünmek istersin. Herhangi bir geleneksel haberleşme sistemi ile olan ilişkinizin varlığının korunmasını… Tor ağının da üzerinde yer alan SecureDrop gibi bir şey kullanmak istersin, böylece o an kullandığın bilgisayarla aranda bir bağ olmayacak (tercihen kalıcı olmayan bir operatör sistem olan Tail’e benzer bir şey olmalı, böylece –umulur ki tek kullanımlık olan ve daha sonrasında kurtulabileceğin- makinende adli hiçbir iz bırakmayacak, bilgisayar hiçbir baskında bulunup analize tabi tutulamayacak) ve operasyonel aktivitelerinin tek çıktısı gazeteciler tarafından haberleştirilen şeyler olacak. (SecureDrop bir muhbir bildirme programı)

 

Böylece bu kötüye kullanıma müdahil olan kim olursa olsun sizin fiziksel kimliğinizi işaret etmek suretiyle sizi mücadeleden alıkoyamayacak. Olayın aktörleri yerine mücadelenin hakikatlarıyla muhatap olmak durumunda kalacaklar.

 

Lee: Peki baskıcı rejimlerin baskısı altında olup şunu deneyen insanlar…

 

Snowden: Tor kullansınlar.

 

Lee: Tor kullanmak?

 

Snowden: Tor kullanmıyorsanız yanlış yapıyorsunuz. Şimdi bu hususta şöyle bir karşı nokta, gizliliği koruyan teknolojileri belli yerlerde kullanmak sizi baskıcı rejimlerin ekstra gözetleme pratiklerinden birey olarak ayrı tutabilir. Bu yüzden gizliliği temin eden araçları üreten geliştiriciler için protokollerinin dikkat çekmemesi çok önemli.

 

Lee: Yani yaymak istediğiniz şeyin hareket güvenliğine dair ilkeler olduğunu söylüyorsunuz. Ve mutlaka bilinmesi gerekenlerden bazılarını “bölümlere ayırma” olarak belirttiniz. 

 

Hareket güvenliğimiz hakkında başka ilkelerden de daha fazla bahsedebilir misiniz?

 

Snowden: Hareket güvenliği ile ilgili düşüneceğimiz hemen her türlü prensip zafiyetle alakalı. İçinde bulunulan tehlikenin riskleri nedir ve nasıl azaltılabilir diye düşünmek lazım. Her adımda, her harekette, dahil olduğumuz her noktada, aldığımız kararların her noktasında durup “Benim düşmanım olan biri aktivitelerimi öğrenince bunun etkisi ne olur?” diye iyice düşünmeli. Eğer etki içinden çıkabileceğiniz bir durum değilse ya bu aktiviteden kaçınacaksınız ya da aktivitelerinizi değiştireceksiniz. Bilgiyi koruyan bazı tür araçlarla veya sistemlerle riskleri azaltmak zorundasınız veya nihayetinde aktivitelerinizin keşfedilmesi riskini kabullenip buna gelecek karşılığın hafif olmasına uğraşmalısınız. Çünkü bir şeyi her zaman sır olarak tutamayabilirsiniz ama verilecek karşılığı planlayabilirsiniz.

 

Lee: Hareket güvenliğine dair ilkelerin her gün uygulanabilecek mahiyette olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Snowden: Evet, bu seçerek paylaşma meselesi. Herkes bizim hakkımızda her şeyi bilmek zorunda değil. Arkadaşının gittiğin eczaneyi bilmeye ihtiyacı yok. Facebook senin şifre güvenlik sorularını bilmeye ihtiyaç duymuyor. Facebook sayfanda annenizin kızlık soyadını belirtmenize gerek yok, hele ki bu kelime Gmail hesabındaki şifre kurtarma kelimesiyse. Buradaki fikir, paylaşmaya tamam ama bu her zaman gönüllü olmalı. İyi düşünerek olmalı. Paylaştığınız şeyler herkese karşılıklı fayda sağlayan şeyler olmalı ve bunlar sizden öylece alınan şeyler değil.

 

İnternetle etkileşime geçerseniz… Bugün tipik iletişim yöntemleri size sessizce, görünmez şekilde ve her click’te ihanet ediyor. Uğradığınız her sayfa ve bilgi çalınıyor. Toplanıyor, engelleniyor, analiz ediliyor ve hükümetler, içişleri, dışişleri ve şirketler tarafından depolanıyor. Birkaç kilit hareketle bunu azaltabilirsiniz. Eğer sizin hakkınızda bilgiler toplanıyorsa emin olun bu gönüllü bir yolla yapılıyor.

 

Örneğin, eğer HTTPS Everywhere gibi tarayıcı plug-in’leri kullanıyorsanız güvenli ve şifreli iletişim ile takviye edebilir, böylece verileriniz çıplak şekilde doğrudan elektronik geçiş yapmayacaktır.

 

Lee: İnsanların adblock software kullanması gerektiğini düşünüyor musunuz?

 

Snowden: Evet. Sadece daha fazla güvenlik açısından herkes adblock software kullanmalı Comcast, AT&T gibi kendi reklamlarını önünüzde açık olan http bağlantılı sayfaya sokan internet sağlayacıları görüyoruz. Servis sağlayıcıları Javascript gerektiren aktif içerikler (içine Flash gibi aktif içerikler gömülü olan) sundukları sürece, herhangi bir şey sizin internet tarayıcınız için saldırı taşıyıcısı olabilir, bunları aktif şekilde bloke etmeniz lazım. Çünkü eğer servis sağlayıcınız okuyucu ve yayıncı arasındaki ilişkinin mahremiyetini korumuyorsa, buna karşılık kendinizi korumaya gayret etmeniz sadece bir hak değil aynı zamanda ödeviniz durumuna geliyor.

 

Lee: Güzel. O halde medyadan haberdar olduğun, olağandışı saldırılar mevcut. “Evil maid” saldırıları gibi disk şifrelemelerine saldırılar gerçekleşiyor ve cold-boot saldırıları oluyor. Her türlü donanıma saldırı olabiliyor. BadUSB ve BadBIOS ve telefonlarda ana bant saldırıları var. Bunların hepsi birçok insanın başına sık gelmiyordur muhtemelen. İnsanların endişelenmesi gereken ciddi bir durum var mı? Bu tip saldırılar hakkında endişe duysan ve kendini savunmaya çalışsan neyi tercih ederdin?

 

Snowden: Bu işin tamamı senin kişisel tehdit tarzına göre yaptığın kişisel değerlendirmeye bağlı değil mi? Hareket güvenliğinin ne ile alakalı olduğuna dair en önemli nokta burası. Anlaşmanın risklerini, riski düşürmek için ne kadar gayretin gösterilmesi gerektiğine dair belirlediğin noktaya dayanarak iyi değerlendirmelisin.

 

Şimdilerde cold-boot saldırıları veya benzer durumlarda yapabileceğiniz birçok şey var. Mesela makinanızı hiç gözetimsiz bırakmazsanız cold-boot saldırılarını yok edebilirsiniz. Bu, kullanıcıların çoğu için önemli olmayan bir şey, çünkü gözetimsiz olan bilgisayarlarına birilerinin sızması konusunda endişe duymuyorlar. Bootloaderınızı fiziksel olarak üzerinde taşıyarak –örneğin kolye olarak veya harici bir USB aygıtı olarak- korunulabilecek evil maid saldırıları var.

 

BadBIOS’a yakalandığınızı düşünelim. BIOS’unuzu atarak ya da onu bozarak (umuyorum ki artık SHA1 ile değil) buna karşı korunabilirsiniz. Teoride eğer yeterince kötü ele geçirildiyse bundan harici olarak kurtulmanız lazım. Eğer işletim sistemine güvenmiyorsunuz emin olacağınız bir yol olarak JTAG veya benzer bir okuyucu kullanarak bundan kurtulmaya ihtiyacınız var.

 

Her saldırıya bir karşılık vardır. Sonsuza kadar kedi-fare oyunu oynayabilirsiniz

 

İstediğiniz kadar derine dalabilirsiniz, güvenlik duvarındaki boşluklar üzerine çılgınca düşünebilirsiniz veya tavandaki kameralara kafayı takabilirsiniz. Veya mevcut durumunuzda en gerçekçi tehditlerin ne olduğu üzerine düşünebilirsiniz. O zaman bu temelde en gerçekçi tehditlere karşı bir harekette bulunun. Bu, birçok insan için çok basit şeyler olacaktır. Güvenli bir tarayıcı kullanmak gibi. Aktif içerikleri ve komutları etkisiz kılmak ve ideal olarak iz bırakmayacağınızı vaat eden sanal bir makine kullanmak veya sanal ortamda izole edilmiş tarayıcılardan birini kullanmak gibi. (yakınlarda sanal makinelerin nasıl kurulacağı hakkında yazdım) Ayrıca sıradan günlük iletişimlerinizin şifreleme vasıtaları aracılığıyla titizlikle paylaşıldığından emin olmanız gerekir.

 

Lee: Şu an ne tarz güvenlik araçları hakkında heyecan duyuyorsunuz, hangilerini ilgi çekici buluyorsunuz?

 

Snowden: Burada sadece Qubes’ten bahsedeceğim, çünkü ilgi çekici. Qubes hakkında gerçekte heyecan duyuyorum çünkü, VM ayrımlı makineler ve makinelerde iz bulmak için pahası yüksek sandboxların gerekli olması, müthiş kaynaklara ve sofistike donanıma sahip olan saldırganlara karşı koruma vaat etmesi fikri saldırganların yükünü arttırması açısından büyük bir adım. Bu projeye devam ettiklerini ve daha erişilebilir, daha güvenli bir hale getirdiklerini görmekten memnuniyet duyarım.

 

Fark etmeye ihtiyaç duyduğumuz fakat fark etmediğimiz bir şey ise grsecurity gibi yollarla her işletim sistemindeki tüm çekirdekleri kuvvetlendirme ihtiyacımız. Fakat maalesef ortalama bir kullanıcı için ulaşılabilir ve kullanılabilir olan imkanlar ile mevcut kullanım arasında büyük bir boşluk var.

 

Lee: İnsanlar akıllı telefonları bolca kullanıyorlar. Güvenli bir iletişim açısından akıllı telefon kullanmaya nasıl yaklaşıyorsunuz?

 

Snowden: İnsanların cep telefonları hakkında unuttukları şey, etrafta dolaştıklarında bulundukları her yerin düzenli kaydının tutulduğu. Cep telefonlarıyla ilgili sorun, onların gerçekten sizin hakkınızda “konuşması”; onları kullanmadığınız anda dahi. Tabii bu herkes telefonlarını yaksın demek değil… Ama kullanım bağlamınız hakkında düşünmeniz gerektiği anlamına geliyor. Bir aygıtı üzerinizde bulundurup ilişkilendirilmiş olmak istemeyeceğiniz yerlerde bulunduğunuzu kayda alması için mi taşıyorsunuz? Bu yer sizin ibadethaneniz gibi basit bir yer olsa bile?

 

Lee: Dışarıda kitlesel gözetimi nasıl sonlandıracağını bulmaktan hoşnut olacak tonlarca yazılım geliştiricisi var. Zamanlarını nasıl değerlendirmeliler?

 

Snowden: Düzenli altyapı hususunda en önemli şeylerden biri karışık yönlendirme çünkü henüz iletişim içeriği ile iletişimin bizzat kendisini nasıl ayıracağımız problemini çözemedik. Gerçek bir özel hayat güvenliği için ikisinin de güvenliğine sahip olmak zorundasınız. Sadece annenizle ne konuştuğunuz değil, annenizle konuşuyor olmanız olgusu da…

 

Bugün internet iletişimiyle alakalı problem olan şey, internet sağlayıcısının sizin kim olduğunuzu tam olarak bilmesi. Tam olarak nerede yaşadığınızı biliyor. Kredi kartı numaranızın ne olduğunu en son ne zaman ve ne kadar ödediğinizi biliyor.

 

Bir şişe su alabildiğiniz gibi bir miktar internet hizmeti alabiliyor olmalısınız

 

İnternete özel bağlantılar şeklinde dahil olabilen vasıtalara ihtiyacımız var. Özel iletişime sahip olmanın yollarına ihtiyacımız var. Özel topluluklar için ortaya bir şeyler koyabilecek mekanizmalara ihtiyacımız var. Ve nihayetinde ticaretin temel olan, özel ödeme ve kargolama yollarına sahip olmaya ihtiyacımız var.

 

Bunlar çözümlenmesi gereken araştırma soruları. Gelecek nesile miras kalmak üzere haklarımızı korumanın bir yolunu bulmalıyız. Eğer yapamazsak, bugün açık bir topluma veya kontrol altındaki bir sisteme giden bir yol ayrımındayız. Bunun için bir şey yapmazsak insanlar geriye bakıp “Bunun olmasına neden müsaade ettiniz?” diyecekler. “Her şeyin belirlenebildiği bir dünya mı istiyorsunuz? Artık sadece konuşmaların içeriklerinin değil, her insanın her bir hareketinin ve hatta her bir objenin yerinin bilindiği bir dünya mı? Arkadaşınıza önerdiğiniz bir kitabı onun okumuş olduğuna dair kayıtların dahi geride kaldığı bir dünya mı? Bunlar kullanışlı imkanlar olabilir ancak ne zaman ki bunların hareketlerimiz, paylaşımlarımız ve dışa açıklığımız hakkındaki etkilerini azaltabiliriz, o zaman gerçekten iyi olacaklar.

 

Lee: İdeal olanı, devletler tüm dünyada herkesi gözetlememeli. Fakat ortada olan bu değil, bu yüzden problemin nerede, nasıl bir yolla çözüleceğini düşünüyorsun? Bunun sadece bir şifreleme ile mi olacağını düşünüyorsun yoksa Kongre’nin yeni kanunlar çıkarmasına uğraşmak ile yeni politikalar geliştirmenin eşit öneme sahip olduğunu mu düşünüyorsun? Toplu gözetimle mücadele etmek için teknoloji ve politika arasındaki dengenin nerede olduğunu düşünüyorsun? Kongre’nin ne yapması veya insanların Kongre’yi ne yapması hususunda uyarması gerektiğini düşünüyorsun?

 

Snowden: Reformun başka suretlerde geldiğini düşünüyorum. Genel olarak hukuki ve yasaya uygun reformlar var, yargı kararlarının ortaya çıkardığı ürünler ve neticeler var. ABD’de kamunun bilgisi dışında ve rızası olmaksızın uygulanan ve haklara tecavüz eden toplu gözetleme meselesinin haddini çok aştığı ve sona ermesi gerektiği ortaya konuyor. Ve neticede değişmesi veya modifiye edilmesi gerektiği de. Fakat hala başka proje ve programlarda, başka ülkelerde toplum için çok hayati olan bu meseleye dair reformlar yok. Ve bu bağlamda, bu koşullarda inanıyorum ki –toplum olarak, açık bir toplum olarak; ister düzgün bir vatandaşlıktan ister spesifik olarak teknoloji ile iç içe geçmiş bir toplumdan bahsedelim- herhangi bir vasıta ile insan haklarının kuvvetlendirilmesi için yollar aramalıyız.

 

Bu teknoloji ile, politikalar ile, tavır alma ile değişebilir. Fakat bütün bunlarla beraber en hızlı gelişen ve en çok gelecek vaat eden vasıta. Bu vasıta ile aldığımız tutumla, yeryüzündeki her bir kanun koyucuya bağımlı olmaksızın reformun kendisini gerçekleştirebilir ve insan hakları ihlallerine en büyük cevabı verebiliriz. Bu bir umut için oldukça iyimser olmayı sağlıyor. Bizler yeni sistemler yaratabiliyor olmak yerine özgür ve açık bir toplum için gerekli olan hakları korumaya muhtacız.

 

Lee: Bir başka nokta –insanlar Twitter hakkında sormam gerektiğini söyledi- ne kadar süredir Twitter hesabın var?

 

Snowden: İki haftadır.

 

Lee: Kaç takipçin var?

 

Snowden: Sanırım 1.5 milyon.

 

Lee: Bu çok fazla! Twitter kullanıcısı olmayı ne kadar seviyorsun?

 

Snowden: Batırmamak için bir hayli uğraşıyorum.

 

Lee: Çok geç vakitlerde tweet atıyordun, Moskova’da gecenin ortasında mesela.

 

Snowden: Hah! Doğun güneş saatine göre yaşadığım konusunu saklamıyorum. İşlerimin ve sosyal faaliyetlerimin, politik aktivitelerimin çoğu hâlâ ABD’deki evimde gerçekleşiyor. O yüzden bu, sadece aynı saatlerde çalıştığımda bir anlam ifade ediyor.

 

Lee: Twitter’ın tüm zamanını emdiğini düşünüyor musun? Yani benim tüm gün açık duran bir Twitter’ım var ve bazen alevli tartışmaların içine çekiliyorum. Sana olan etkisi nasıl?

 

Snowden: İnsaların bütün gün kediler hakkında tweetlediği birkaç gün vardı. Ve biliyorum yapmamalıyım ancak kendimi onlara bakmaktan alıkoyamadım.

 

Edward Snowden özel hayatınızın gizliliğini nasıl koruyabileceğinizi anlatıyor

Lee: Asıl soru, bundan önce Twitter kullanımın nasıldı? Çünkü belli ki Twitter’da vardın. Bütün in ve outları biliyorsun.

 

Snowden: Başka Twitter hesaplarının varlığını kabul da edemem inkar da edemem.

 

KAYNAK:

http://medyascope.tv/2015/11/28/edward-snowden-ozel-hayatinizin-gizliligini-nasil-koruyabileceginizi-anlatiyor/

 

Etiketler: Edward Snow, iletişim, özel hayatın gizliliği, sosyal medya

Sosyal Medya Uzmanı

murat olmez google konya adwords seo sosyal medya reklam instagram facebook youtube google uzmani seo uzmani adwords uzmani 

SOSYAL MEDYADA PROFESYONEL ÇÖZÜM ARAYANLAR İÇİN 0532 401 74 10

Sosyal Medyada Kurumsal tanıtım ve Facebook, Instagram, Youtube, Google Adwords Reklamlarınız için çözüm üretiyoruz.

 

Sosyal Medya Uzmanı ve ne iş yapar?

- Markaların sosyal medyadaki varlıklarından sorumluyum. Onların para harcayarak gösterdikleri çabayı, ürettiğim fikirler ve geliştirdiğim stratejilerle boşa çıkarmamak için uğraşıyorum.

- Markaların dijital pazarlama, CRM ve iletişim stratejilerini belirleyerek sosyal medyaya en uygun hale getirmek. Marka bilincini arttırıp satışa yönelik sadık müşteriler yaratmak.

- Markaların sosyal medyada var olmalarını sağlıyor bunu yaparken müşterilerinin ne istediklerini göz önünde bulunduruyor ve buna göre markanın müşterilerle olan iletişimini doğru bir şekilde sağlıyoruz. Bu iletişimin sonuçlarını markaya raporluyor ve buna göre stratejimizi marka ile beraber belirliyoruz.

- Markaların merak ettiği “acaba benim tüketicim hakkımda ne düşünüyor?” sorusuna bir nebze cevap bulduğu dijital ortamda marka ile kullanıcılar arasında bağ oluşturmak ve marka mesajını onu isteyerek takip eden kişilere doğru mesajı, doğru zamanda doğru yerde vermesine yardımcı olmak.

- Hedeflemek. Konumlandırmak. Konuşturmak.

- Müşterilerin sosyal ağ sayfalarının yönetimi çerçevesinde ajansla müşteri arasındaki koordinasyonu sağlıyor, düzenli olarak ağların güncellenmesini gerçekleştiriyorum.

- Müşteri ilişkileri, stratejik planlama ve kreatif tüm süreçlerde aktifim. Ajansın teklif ve sunumlarını hazırlamaktan, zaman zaman marka için tweet yazmaya uzanabilen bir iş skalasında çalışıyorum.

- Bilmeyene göre: Facebook’lar, Twitter’lar filan… Bilene göre: Markanın dijital dünyadaki sesi, temsilcisi, ayakta tutanı.

- Sosyal medya dinamiklerini takip edip, analizini yapmak. Müşterilerimizin dijital mecralardaki sosyal medya hesaplarını yönetmek, raporlamak, içerik girişi ve takibini sağlamak. Sosyal medya proje takibi yapmak.

- Dijital platformda markaların sesini oluşturuyoruz. Markaların hedef kitlesi ile birebir konuşuyoruz, canlıyız. Ne yapacağını bilemeyen tüketicilere bazen yol gösteriyoruz, ortadaki problemi çözüyoruz.

- Markanın internetteki sesi, soluğu, gözü, kolu, bacağı olmak. Hem reklamcı, hem iletişimci, hem de son kullanıcının halinden anlayan bir bakış geliştirerek markayı sosyal mecralarda ulaşılabilir, güvenilir ve sevilebilir kılmak. Aynı anda 10 farklı sayfayı yönetmek, 10 farklı makaleyi okumak, 10 farklı maile ve müşteriye cevap vermek, 10 farklı makale & trend raporu okumak, 10 farklı rakip analizi yapmak, bunları yaparken bir de tek ayak üstünde zıplamak.

- Markalarımın iletişim stratejilerini; sosyal medya özelinde tekrar şekillendirerek, dijital kanalları üzerinden takipçilerle buluşturup, raporlamak ve takibini yapmak. Rakip ne yapıyor, trend kaçtı mı demeden müşterilere sunmak, bir browser penceresinde en az 13 tab’e sahip olmak.

- Sosyal medya portallerinde kullanmak amacıyla uygulamaların geliştirilmesi, bakımlarının ve raporlamalarının yapılması.

- Markanın hedef kitlesine hitap edip, sosyal medya üzerinde marka bilinirliğini arttırmak, hızlı geri dönüş ile müşteri memnuniyeti sağlamak, markanın konuşulmasını ve markaya sosyal medyada trafik yaratmasını sağlamak.

- Tüketicinin belki de en çok vakit geçirdiği yer olan sosyal medyada onlarla bağ kurmak. Markaların sosyal medyada konumlandırmasını doğru şekilde oturtmak. Markaların online dünyada iyi bir imaja sahip olmasını sağlamak.

- Markaların kampanya ve ürünlerini, sosyal ağ hesaplarında kendi dillerine uygun içerikler hazırlayarak, doğru ifadelerle tanıtmak. Yeni koleksiyon ya da yeni kampanya dönemlerinde müşterilerden gelen istekleri, kreatif ve tüm ekiple birlikte tasarlayarak online üzerinden uygulama ya da yarışmalar hazırlayarak markanın bilinirliğini arttırmak.

- Sosyal medya yönetimi hizmeti alan markaların sosyal medyadaki marka konumlandırmasını oluşturmak. Rakip analizi yaparak strateji oluşturmak, hesap yöneticileri, içerik yöneticilerini iş planlarını oluşturmak ve onların işlerini takip etmek. Raporlama yapmak.

 

----

 

Sosyal Medya Uzmanı, kısıtlı veri ve argümanla kurum/markanıza Sosyal Mecralarda maksimum fayda ve algı kazandıran kişidir. Sosyal Medya Uzmanlığı gün geçtikçe daha popüler hale gelen önemli konulardan biridir.

Dijital dünyada markaların konumlanması ve rekabet edebilmesi için aktif ve dinamik bir yapıya sahip olması gerekmektedir.Bir sosyal medya uzmanın görevi tam da bu noktada başlar.

Sosyal Medya Uzmanı oluşturacağı strateji ile önce markanızın konumlanmasını sağlar, daha sonra da edinilen bu konumun korunması ve yükseltilmesi için çaba gösterir. Sosyal Medya Uzmanı bir grafik tasarımcısı değildir, web tasarımcısı değildir,yazılımcı hiç değildir.

Sosyal Medya Uzmanı; sosyal mecrada yaşayan, kendine özgü tecrübe ve donanıma sahip, sosyal mecraların ince çizgilerini takip eden ve yöneten özel insanlardır.

sosyal medya yönetimi

Sosyal Medya Uzmanları elindeki materyalleri en iyi ve özgün şekilde kullanmakla yükümlüdür. Her ne kadar ülkemizde digital pazar halen beklenilen seviyeye gelmese de sektörel rekabet üst seviyelerdedir.

Her kurum bir gün Sosyal Mecra ile yüzleşmek zorunda kalacaktır. Bu noktada trik, ne kadar hazırlıklı olup olmadığınızla ilintilidir. Sosyal Medya Uzmanı sizi bu uzun maratona hazırlar ve rekabet edebilmenizi sağlar.

Markanızı emanet ettiğiniz Sosyal Medya Uzmanlarının çalışmalarından verim alabilmek, aslında oldukça basittir.

– Sosyal Mecralarda yer almaya karar vermek,

– Yeterli bütçe ayırmak,

– Kurum/marka olarak beklentilerinizin ne olduğunu doğru bir dille aktarmak,

– Son olarak da doğru bir sosyal medya uzmanı ile çalışmak.

Yukarıdaki maddeleri sağlayan bir reklam veren kesinlikle verimli bir kampanya ya da reklam projesi yürütecektir, bu kaçınılmaz bir paradokstur. Digital mecraya ayrılan reklam bütçeleri diğer mecralara göre düşüktür, karşılığında ancak elde edilen olumlu sonuçlar filtrelenemeyecek kadar fazladır.

Sizde zaman kaybetmeden bu dünyada yerinizi alın ve markanızı bu işin uzmanlarına emanet edin.

Peki sosyal medya danışmanı ne yapar ? Ayrıntılar diğer sayfada…

Serdar Tezgüler+

Günümüzde internetin her alanda egemen olmasıyla birlikte farklı meslek dalları ortaya çıkmıştır. Sosyal medya uzmanlığı bunlar içinde en ilgi göreni. Birkaç yıldır hayatımızda olan bu kavram oldukça hareketli ve eğlenceli bir meslek dalını kapsıyor aslında. SEO Kursu Sosyal Medya Uzmanlığı hakkında kısaca şöyle bahsetmektedir.

Sosyal Medya Uzmanı Nedir?

Sosyal Medya Uzmanı kavramının meslek olarak görülmeye başlaması 2000’li yıllara dayanıyor. İlk olarak kişisel web adresleri fazlaca kişi tarafından takip edilen isimlerin sosyal medya uzmanı olarak kabul edildiğini biliyoruz. Hayran kitleleri olan bu kişiler haberleşmeden reklama kadar her türlü internet işlevini kullanıyorlardı. Daha sonra dijital ajanslar bu kişilerin edindikleri çevreyi kendileri ve çalıştıkları markalar için de yapabileceklerini düşündüler. Öncelikle bünyelerinde görevlendirdikleri kişilere reklam ve tanıtım kampanyaları yapmayı öğrettiler. Bu durumun dikkat çekmesi, satış grafiklerinin ve reklam gelirlerinin artması eğitimi ve nitelikli personel yetiştirmeye ihtiyacını ön plana çıkardı. Sonraki süreçte de deneyimli ve nitelikli uzmanlar ile çalıştılar.

Peki şimdilerde sosyal medya uzmanı ne iş yapıyor? Görevleri ve sorumlulukları nelerdir? Kendinize meslek olarak bu alanı seçmeli misiniz? Sosyal medya uzmanları firmaların çalışma prensipleri doğrultusunda nasıl adımlar atar diye soruyorsanız aşağıdaki listede cevaplarınızı bulacaksınız.

sosyal medya uzmanlığı
sosyal medya uzmanı
sosyal medyacı

Sosyal Medya Uzmanı Ne İş Yapar?

Sosyal Medya Uzmanı meslek olarak ortaya çıktığında ilk önce kişisel adresleri fazlaca kişi tarafından takip edilen kişiler olarak görüldü. Dijital ajanslar bu kişilerin edindikleri çevreyi kendileri ve markalar için de yapabileceklerini düşündüler. Öncelikle bünyelerinde görevlendirdikleri kişilere reklam ve tanıtım kampanyaları yapmayı öğrettiler. Bu durumun dikkat çekmesi, satış grafiklerinin ve reklam gelirlerinin artması eğitime ve nitelikli personel yetiştirmeye verilen önemi artırdı. Sonraki süreçte de deneyimli ve nitelikli uzmanlar ile çalıştılar.

Peki sosyal medya uzmanı ne iş yapıyor? Görevleri ve sorumlulukları nelerdir? Kendinize meslek olarak bu alanı seçmeli misiniz? Sosyal medya uzmanları firmaların çalışma prensipleri doğrultusunda nasıl adımlar atar diyorsanız işte buyurun:

Firmanın sosyal ağ hesaplarını açar ve var olanlar için gerekli revizyonu sağlar.
Her sosyal medya ağını takip eder.
Sosyal medya uzmanı; çalıştığı firma veya kişileri bilgilendirir, uygun stratejileri belirler.
Özel kampanya kurguları geliştirir.
Şirket web sitelerini SEO’ya uygun hale getirir.
Firma web sitelerini dizinlere ekler.
Paravan bloglar açarak tanıtım yapar.
Rakip firma analizi yapar ve sonuca göre stratejik adımlar belirler.
Dijital dünya trendlerini takip eder ve alakalı reklamlar oluşturur.
Sosyal medya ağlarındaki takipçi sayısını artıracak çözümler üretir, uygun olan iletişim stratejilerini belirler.
Firma hakkında oluşturulan uygun olmayan içerik, durum ve izlenimleri belirler ve gerektiğinde müdahale eder.
Bloglara içerik hazırlar ve yayımlar.
Ürün deneyimine dair çalışmalar yapar.
Mesleğindeki gelişmeleri takip eder ve kendini geliştirir.
Bahsettiğimiz hususları uygulayan sosyal medya uzmanları ayrıca sosyal, iletişime açık, yenilikleri takip eden, internet teknolojilerini kullanan, pazarlama ve halkla ilişkiler konuları hakkında fikir sahibi, dile hakim, sektördeki gelişmeleri takip eden bireylerden oluşmalıdır.
sosyal medya kursu
sosyal medya uzmanı nedir
sosyal medya dersleri
Sosyal Medya Uzmanı Nasıl Olunur?

Üniversitelerde Sosyal medya uzmanlığı diye bir bölüm yok. İşletme, pazarlama, halkla ilişkiler, halkla ilişkiler ve tanıtım, halkla ilişkiler ve reklamcılık gibi bölümlerden mezun olanlar bu alanda çalışabiliyorlar. Ayrıca üniversitelerde ve eğitim merkezlerinde sosyal medya uzmanlığı sertifika programları mevcut. Eğitimlerde itibar yönetimi, marka yönetimi, sosyal medya raporlama, mobil pazarlama, dijital kampanya, PR stratejileri, kriz yönetimi gibi konular işleniyor. Bu eğitimlerden yararlanarak ve çok çalışarak iyi bir sosyal medya uzmanı olabilirsiniz.

10 Adımda Sosyal Medya Uzmanı Olmak

Sosyal medya, kullanıcılar ve markalar tarafından tam olarak benimsenemedi. Herkes sosyal medya uzmanı olabileceğini sanıyor. Gelişen ve değişen internet düzeninde bu durum biraz zor. Ancak aşağıdaki ipuçları ile kendi sosyal medya alanınızı yaratabilir, yönetip takip edebilirsiniz.

Facebook ve Twitter bilin.
Facebook ve Twitter’da Türk kullanıcıları yakından tanımalısınız. Kullanıcı profillerini, takip edilen kampanya ve reklamları yakından gözlemleyin. Atılan tweet sayısını bilmeli, güncel konular hakkında tweet atmalı ve kampanyalarınızı bu iki güçlü araçtan yürütmelisiniz.

Sahte hesaplar yaratın, “like” ve “follower” kazanın.
Sahte hesaplar açarak marka ve kampanyalarınızı bu hesaplarla beğenin ve takip edin. Sahte sayfalar üretin ve buralara reklam verin.

Takipçilerinizi sürekli bilgilendirin.
Sahip olduğunuz sosyal medya ağlarından takipçilerinize güncel bilgiler verin. Her gün firmanız ve kampanyalarınızla ilgili paylaşımlarda bulunun. Web sitelerinizin adreslerini verin ve yorumlar yapın.

Bilginizi konuşturun.
Sosyal medya uzmanı her konuda bilgi sahibi olmalı ve bunu internet kullanıcılarına göstermeli. Tutarlı öngörüler, bilginizi kanıtlayacak ufak detaylar başarılı olmanızı sağlayacaktır.

İçerik üretmeye vakit harcamayın.
Türk insanının içerik ile çok ilgilenmediğini belirtmekte yarar var. İlgi çekici spotlar, video ve komik sözler ile kullanıcının dikkatini çekebilirsiniz. Bu alanda kendinizi geliştirirseniz başarılı olursunuz.

sosyal medya uzmanlığı
sosyal medya uzmanı
sosyal medyacı
Doğal ve samimi olun.

Kullanıcıların sizi benimsemesi için imla kurallarına birebir dikkat eden ve ciddi bir tarzla yazan bireyler olmayın. Kampanyalarınızı paylaşırken doğal ve içten bir dil her zaman daha dikkat çekicidir.

Siyasi konularla ilgilenmeyin.
İyi bir sosyal medyacı firmanın imajını zedeleyecek konulara girmekten kaçınır. Siyaset konuşmak ve yorum yapmak bir uzmanın görevi değildir. Bu durum potansiyel müşterilerin firmadan uzaklaşmasına neden olur.

Dünya’daki başarılı sosyal medya kampanyalarını takipçilerinizle paylaşın.
En yeni ve dikkat çekici kampanyaları takipçilerinizle paylaşarak trendleri takip ettiğinizi gösterin.

Sosyal medya camiasını takip edin ve davetlere katılın.
Markaların davetlerini takip etmelisiniz. Yeni firmalarla ve kişilerle tanışın, çevrenizi genişletin.

Başarının çok çalışmanın getirisi olduğunu bilin.
Sosyal medyacı olmak istiyorsanız her gün değişen internet trendlerine ayak uydurmalı, çok çalışmalısınız. Başarılı olmak için bu işi yapan diğer insanlardan farklı olmalısınız.

Yeni yeni hayatımıza giren ve görülen o ki kolay kolay hayatımızdan çıkmayacak olan sosyal medya kişilere farklı bir iş olanağı sunuyor. Siz de bu alanda kendinizi kanıtlamak istiyorsanız hemen eğitiminizi alarak işe başlamalısınız. Başarılı bir sosyal medya uzmanı olmak istiyorsanız her gün değişen internet trendlerine ayak uydurmalı, çok çalışmalısınız.

 

Etiketler: sosyal medya uzmanı, sosyal medya uzmanı maaş, sosyal medya uzmanı iş ilanı, sosyal medya uzmanı nedir, sosyal medya uzmanı maaşları, sosyal medya uzmanı nasıl olunur, sosyal medya uzmanı sertifika programı, sosyal medya uzmanı ne yapar, sosyal medya nedir